-
- Karadeniz
Bölgesi'nin orta kesiminde Amasya İli'ne bağlı ve İl
merkezinden sonra en büyük yerleşim yeri olan
MerzifonTavşan Dağı güney eteklerinde Muşruf Deresi
ile Paşa Deresi vadileri arasında
kurulmuştur. İlçenin doğusunda Suluova İlçesi,
güneyinde Merkez ilçesi ile Çorum İli, batısında
Gümüşhacıköy İlçesi, kuzeyinde de Samsun İli ile
çevrilidir. İlçenin kuzeyi ve batısı dağlık olup,
orta ve doğu kesimleri ovalıktır. Kuzeyinde 1909
m.ye ulaşan Tavşan Dağı, güneyinde de Çakır Dağı'nın
uzantıları bulunmaktadır. Amasya'nın yakınında
Yeşilırmağa katılan Tersakan Çayının suladığı
Merzifon Ovası yörenin başlıca tarım alanıdır. Aynı
zamanda burası Tersakan çayının kolları olan
Gümüşsuyu ve Solhan Çayı ile sulanır. Yüzölçümü 939
km2’dir. Merkez ilçe nüfusu ise 67.448 kişidir. İl
merkezine 49 km. uzaklıktadır.
- İlçenin ekonomisi
daha çok tarıma dayalıdır. Buğday, şekerpancarı,
arpa, ayçiçeği, tütün, mercimek, bağ ve bahçe
ürünleri başta olmak üzere kiraz, elma gibi meyvalar
yetiştirilir. Ayrıca ilçenin ovalarında sığır ve
koyun yetiştirilmektedir. Montafon tohumlama
istasyonunun bulunduğu ilçede sığır yetiştirilmesi
ön plandadır. İlçede yarış atı ve çekim gücünün
üstünlüğü ile tanınan Merzifon eşeği de
yetiştirilmektedir.
- Merzifon'un ismi ile
ilgili iki ayrı söylence vardır. Bunlardan birine
göre; MÖ.700'lü yıllarda Merzifon’un 4
km.doğusunda,bugün Marınca diye anılan köyün
bulunduğu yerde, bölge valisi Barsevinç kendi ismini
taşıyan bir kasaba inşa ettirmiştir. Bu kasabanın
ismi zamanla değişerek Marsevinç, Mersuvan ve sonra
da Merzifon olmuştur. Diğer söylentiye göre de;
M.Ö.222’de bölge valisi V.Mithridates, bugünkü
Merzifon’un yerinde, Merzpond isimli bir kale
yaptırmıştı. Bu isim zamanla Merzban, Merzifon
şeklinde değişmiştir. 'Merz' kelimesi Farsça’da
'sınır', mahal, sükun”,'fon' kelimesinin de Pont’un
Arapçalaştırılmış şeklidir. Buna dayanarak
Merzifon'un 'Pond karargahı' anlamına gelen bir
sözcükten türediği sanılmaktadır.
- Merzifon yöresinde
yapılan arkeolojik araştırmalar çok sayıda höyük ve
yerleşim alanının olduğunu göstermiştir. Bu
höyüklerden elde edilen buluntulara göre Merzifon'da
ilk yerleşimin MÖ.5500'e kadar indiği
anlaşılmaktadır. Bunlardan Ortaova köyü Onhoroz,
Büyük Küllük, Küçük Küllük höyükleri ve Hayrettin
Köyü höyüklerindeki buluntular Kalkolitik ve Tunç
Çağı yerleşimlerine işaret etmektedir.Hititlerin
başkenti Hattusaş’a sınır olması nedeni ile de
yörenin önemli bir merkez ve ticaret yeri olduğu
görülmektedir. Bu dönemde (M.Ö.1700-700)bölgeden iki
adet tabii yol geçmektedir. Bunlar;
Çorum-Merzifon-Havza-Kavak-Samsun yolu;
Çorum-Merzifon-Havza-Vezirköprü-Oymaağaç yollardır.
Günümüzdeki yollar da bu antik yolları izlemektedir.
Bugünkü Merzifon’a bağlı Oymaağaç Köyü önemli bir
Hitit yerleşim merkezi idi. Hitit’ler ticaret
yolunun güvenliği ve Kaşka saldırılarına karşı bir
önlem olarak sınır karakolu niteliğinde, bugünkü
Merzifon şehrinin bulunduğu yerde bir kale inşa
etmişlerdir. Hititlerin yıkılışından sonra
MÖ.VIII.yüzyılda Frigler Hitit kentleri üzerine
yerleşmiş, onları onararak kullanmışlardır.
M.Ö.600’lerde Anadolu’ya Kafkaslardan gelen Kimmer
ve İskitler, Anadolu’da Frig siyasi egemenliğine son
vermişlerdir. Merzifon ve Gümüşhacıköy civarında
İskit hakimiyetinin çok kısa süreli olmuştur. Bu
döneme ait buluntular Gümüşhacıköy-İmirler köyündeki
bir mezardan çıkarılmış olup, Amasya müzesinde
sergilenmektedir.
- MÖ.VI.-IV.
yüzyıllarda Persler yöreye hakim olmuş ve bu durum
İskender'in MÖ.333 yılında yaptığı İssos Savaşı ile
son bulmuştur. Daha sonra burada kurulan Pontus
Devletinin başkenti Amasya olduğundan ötürü Merzifon
da önemli bir ticaret yeri olmuştur. Merzifon,
askeri savunma ve ticaret yolunun güvenliği
açısından önem kazanmıştır. Yaklaşık 200 Yıllık
Pontos dönemi, M.Ö.47’de Roma Generali Sezar ile
Pontos Kralı II.Pharnakes arasında, antik Zile ile
Amasya arasındaki Bacul Köyünde yapılan savaşta
Pontosluların yenilmesi üzerine hakimiyetleri
azalmış ve bunu Roma egemenliği izlemiştir. Roma
döneminde,Pompeius ve Lukullus savaşları esnasında
Pontos şehirleri büyük zarar görmüştür.Anadolu'ya
MS. 131 yılında gelen İmparator Hadrianus, Amasya
şehri ve cevresinin harap halini görmüş ve kentlerin
onarılmasını istemiştir. Bunun sonucu olarak da yöre
Antik Çağda yenilenmiş ve iskan edilmiştir. Ayrıca
bölgedeki eski mabetlerin onarımı yapılmış ve onlara
yenileri eklenmiştir. Neapolis'te (bugünkü Karşıyaka
Köyü) Zeus Stratios adına bir mabet
yapılmıştır. Bu mabedin sütun başlıkları ve sunak
yazıtı Amasya Müzesi bahçesinde teşhir edilmektedir.
Merzifona bağlı olan Aktarla (Nureni) Köyü de önemli
bir Roma yerleşmesi olup, 1994 Yılında Müze
müdürlüğünce yapılan arkeolojik kazıda
MS.III.yüzyıla ait, akroterli, bezemeli bir lahit
çıkarılmış ve lahit müzede teşhir edilmektedir.
Roma İmparatorluğu'nun 395’te Doğu ve Batı olmak
üzere ikiye ayrılmasından sonra, Merzifon ve civarı
Doğu Roma İmparatorluğu (Bizans) sınırları
içerisinde kalmıştır. Romanın bir devamı olan Bizans
İmparatorluğunda eski yerleşmeler aynen devam etmiş
,Merzifon şehri de bu dönemde önemli bir kültür
merkezi olmuştur. Bununla birlikte VIII. yüzyılın
başlarında Merzifon ve civarı Arap akınlarına
uğramışsa da, Arap egemenliği çok kısa sürmüş,
Bizanslılar yöreyi yeniden ele geçirmişlerdir. Bu
dönemde Bulak Kalesi ,yol güvenliğin sağlamıştır.
XI. yüzyılda bölge ile birlikte Merzifon da
Danişmentlerin hakimiyetine girmiştir. Bundan sonra
şehirdeki Bizans eserlerinin bir kısmının cami ve
medreseye dönüştürüldüğü bilinmektedir.
- XII.yüzyılda
II.Kılıç Arslan zamanında Selçuklu egemenliğiğne
giren Merzifon, XIV.yüzyılda İlhanlıların istilasına
uğramıştır. Bu dönemde, Merzifon ve havalisine
yönetici olarak, Moğol kökenli valiler tayin
edilmiştir.İlhanlı Hükümdarı Ebu Sait Bahadırhan bu
bölgenin idaresini, Moğol Beyi Emir Çobanoğlu
Demirtaş’a vermiştir. İlhanlı yönetiminden sonra
bölge, Eratna Beyliği hakimiyetime girmiştir (1335 –
1341). Eratna Beyi Şadgeldi Paşa Amasya ve Merzifon
civarını da idaresi altına almış, daha sonra
Şadgeldi Paşa’nın oğlu Emir Ahmet ile Kadı
Burhaneddin arasındaki savaşlarda sürekli el
değişmiştir. 1353-1396 tarihleri arasında Merzifon
ve civarı Türkmen Beylerinden Taşanoğullarının
hakimiyetinde kalmıştır. Taşanoğulları Hasan ve Ali
Bey zamanında, 1393 yılında Yıldırım Beyazid’in
Amasya’yı işgal etmesiyle birlikte, yaklaşık 3 yıl
süren mücadele sonucunda Merzifon bölgesi de Osmanlı
hakimiyetine girmiştir. Osmanlı döneminde, Sivas
eyaletine bağlı Amasya Sancağının kazası olan
Merzifon , önemli bir kültür merkezi olmaya devam
etmiştir. 1402 yılında Yıldırım Beyazid ile Timur
arasındaki savaşta dağılan Osmanlı birliğini, Amasya
şehzadesi Çelebi Sultan Mehmet yeniden sağlayarak,
Osmanlı tahtına çıkmıştır. Bölgede sükunetin
sağlanması ile Merzifon şehri de eski önemine
kavuşmuştur. Osmanlı hakimiyetine giren şehir,
Kurtuluş Savaşına kadar Osmanlı hakimiyetinde
kalmıştır.
XVII.yüzyıl sonlarında Merzifonlu Kara Mustafa
Paşa’nın Sadrazam olmasıyla Merzifon köklü imar
değişikliğine uğramıştır. Evliya Çelebi'inin 1647
yılında Merzifon’ dan geçtiği o dönemde 44 mahalle
ve 600 dükkanın olduğu pamuklu dokuma ve boya
sanayiinin gelişmiş olduğu seyahatname adlı eserinde
rastlanmaktadır.
I.Dünya savaşı’ndan sonra Merzifon, 15 Mart 1919’da
İngilizler tarafından işgal edildi.İşgal altındaki
Merzifon’da 16 Haziran 1919’da büyük bir miting
düzenleyerek İzmir’in işgali protesto edildi. O
sırada Amasya’da bulunan Mustafa Kemal Paşa, mitingi
bir telgrafla İstanbul’daki Harbiye Nezareti’ne
bildirdi. Merzifonluların işgal boyunca
sürdürdükleri şuurlu tepki sonucu, İngilizler 27
Eylül 1919’da Merzifonu terk etmişlerdir.
Cumhuriyetin ilanından sonra da Merzifon Amasya'ya
bağlı bir ilçe konumuna getirilmiştir.
Merzifon'da günümüze gelebilen tarihi eserler
şunlardır:
Tacettin İbrahim Camisi
Sofular Camisi
Merzifonlu Kara Mustafa Paşa Camisi
Hacı Hasan Camisi
Çelebi Mehmet Camisi
Çay Camisi
Bozacı Cami
Alaca Cami Mescidi
Abide Hatun Camisi
Çelebi Mehmet Medresesi
Kara Mustafa Paşa Hamamı
Çifte Hamam
Tuz Pazarı Hamamı
Taş Han
Merzifon Saat Kulesi
Amerikan Koleji Saat Kulesi