Amasya valisi
Şehzade Ahmed gözetiminde, 1482-1486 yıları arasında, babası
II. Bayezid adına yaptırılmıştır. Cami,medrese, imaret,
şadırvan ve çeşmeden meydana gelmektedir. Caminin mimarı
Şemseddin Ahmed'dir, İki büyük kubbe ile örtülü olan caminin
mihrap, minber ve taç kapısı beyaz mermerden özenli bir
biçimde yapılmıştır. Eser, Osmanlı mimarisinin tipik
örneklerinden biridir.
SULTAN II.
BAYEZİD KULLİYESİ HAKKINDA AYRINTILI BİLGİ
II. Bayezid
Amasya'da valilik yaparken, Cem Sultan'ın saltanatı ele
geçirme çabalarından haberdar olur. Şehzade'nin huzursuz
olduğunu gören Amasya'nın ileri gelenlerinden bazıları,
saltanata kendisinin geçeceğini müjdeler ve Amasya'ya cami,
medrese ve imarethane inşasını rica ederler. Sultan Bayezid
bundan çok duygulanır ve tahta çıkışının hemen ardından
istenen yapıları Amasya'ya inşa ettirir.
Dört
tarafı da kagir (taş ve tuğladan yapılmış) bir duvar ile
çevrili olan külliyenin avlusunu çevreleyen surda, ikisi
güneyde, ikisi kuzeyde, birer tane de doğu ve batıda olmak
üzere toplam altı kapı bulunmaktadır. Külliyenin kuzey
tarafı tamamen ırmağa bakmaktadır. Bahçede, 400-500 yıllık
anıt ağaçlar bulunmaktadır.
Külliyeyi çevreleyen 120 x 160 m boyutlarındaki avlu içinde,
ortada cami, caminin sağ (batı) tarafında büyük bir medrese,
sol (doğu) tarafında bir imarethane ve kiler vardır. Avlunun
güneydoğu köşesinde türbe (II.Bayezid'in şehzadesi Ahmed'in
oğlu Osman Çelebi), kuzey ve güneydoğusunda birer şadırvan,
caminin kuzeybatısında da muvakkithane bulunmaktadır.
CAMİ
Ters
T plan tipiyle yapılmış olan caminin iç ölçüleri 29.97m x
30.53m; dış ölçüleri ise 45.44 x 42.95m'dir. Caminin ana
mekanı, kıble ekseni üzerinde, birbirinden büyük bir kemerle
ayrılan, kare biçimli iki bölümden oluşur. Bunların üstü
birer kubbeyle örtülüdür. Binanın sağ, sol ve cümle (ana)
kapıları olmak üzere üç girişi vardır.
MEDRESE
Avlunun batı
duvarına bitişik olarak inşa edilmiş olan medresenin yapım
tarihi 1486'dır. Sultaniye olarak da bilinen II. Bayezid
Medresesi 1922'den beri Amasya İl Halk Kütüphanesi olarak
kullanılmaktadır. Evliya Çelebi, 17. yy'da Amasyada bulunan
10 medreseden en süslü ve en bakımlısının Sultaniye
Medresesi olduğunu söyler.
Bina "U" planında inşa edilmiştir. Binanın doğu, batı ve
kuzey cephelerinde, talebe hücreleri sıralanmıştır.
Dershane, binanın güney tarafında yer alır ve yayvan bir
kubbe ile örtülmektedir. Medrese avlusunun ortasında bir
şadırvan bulunur.
İMARET VE
TABHANE (MİSAFİRHANE)
İmaret ve
tabhaneler, fakirlere, yoksullara ve yolculara bedava yemek
verildiği ve korunup barındırıldığı yerlerdir. Evliya Çelebi
II. Bayezid Külliyesi'nin imarethanesinde her gün fakirlere
bol ve kusursuz yemeklerin verildiğini yazar. Bina "L" plan
tipinde inşa edilmiştir. Dış ölçüleri, 42,05 ve 41,35m'dir.
Bütün bina köfeki taşından yapılmıştır.
"OKUMUN DÜŞTÜĞÜ YERE CAMİ..."
Sultan II:
Bayzezid, Amasya'da valiliği sırasında hat hocası ve
sevdiği arkadaşı Şeyh Hamdullah Efendi
ile Meşk Kayası'nda sohbet ederken "Bir gün tahta geçer
isem, Amasya'ya cami yaptırmayı arzu ediyorum" der ve
Şeyh Hamdullah'a, şehrin neresine bir cami yaptırmanın
daha doğru olacağını sorar. Şeyh Hamdullah yayını gerip
bırakır: "Okumun düştüğü yer daha uygundur" der. II.
Bayezid 1481'de tahta geçer ve bir yıl sonra da Şeyh
Hamdullah'a verdiği sözü yerine getirir.
BURMALI
MİNARE CAMİİ (1247)
Anadolu
Selçuklu hükümdarı Gıyaseddin II. Keyhüsrev zamanında,
Veziri Necmeddin Ferruh Bey tarafından 1237-1247 yılları
arasıdan yaptırıldığı ileri sürülmekte ise de inşa tarihi
kesin olarak belli değildir. Camiye bitişik olarak Ferruh
Bey'in mezarı bulunduğu için, camiyi yaptıranın da bu kişi
olduğu tahmin edilmektedir.
Dikdörtgen planındaki cami, Anadolu Selçuklularının
ilerlemiş kubbeli cami tipindedir. Kuzey cephesine göre
sağda minare, sol köşede ise türbe yer alır. Türbe "Cumudar"
adıyla da bilinmektedir. Camiyi batı ve doğu cephelerinde
dörder pencere aydınlatmaktadır.
Caminin esas yapısı, Selçuklu mimari üslubunu taşımaktadır.
Ama burmalı minare daha çok Osmanlı özelliği gösterir. 17.
yy'ın başlarında yapılmıştır.
Esas ibadet mekanı kıble duvarına dikey, iki sıra haçvari
üçer masif paye (örülerek meydana getirilmiş tek taşıyıcı;
ayak) ile üç sahana ayrılmıştır. her sahan üç bölüm olmak
üzere, tüm abide 9 bölümlüdür. Bölümleri birbirinden ayıran
haçvari payeler birbirine sivri kemerlerle bağlıdır.
Orta nefteki (nef - sahın: yapılarda sütunlarla ya da
payelerle ayrılan her bir bölüm; yol) bölümlerin üzeri
kubbelerle örtülü olmasına karşılık yan neflerden kıble
duvarına yakın birer bölüm çapraz, diğerleri beşik tonozla
örtülüdür.
Bütün Anadolu Selçuklu eserlerinde olduğu gibi bu abidenin
de kuzey cephesi süslemelerle kaplıdır.
Caminin
kuzeydoğusunda yer alan Türbe, kare kaide üzerine sekizgen
planlıdır. Kare kaideden sekizgene geçmek için köşeler üçgen
şekilde kesilmiştir. Kesme taştan yapılmış olup, diğer mezar
anıtları gibi iki katlıdır. Birinci kattaki oda, bir süre
kütüphane olarak kullanılmıştır. Zemindeki mahzen bölümünde
ise, şimdi Amasya Müzesi'nde teşhir edilen, Şehzade
Cumudar'ın mumyası vardı. Bundan dolayı bu türbeye "Cumudar
Türbesi" de denmektedir. Oysa türbe, Ferruh Bey'e ait olup
türbede Ferruh Bey ile oğlu Yusuf Bey yatmaktadır. Türbenin
doğu,batı ve kuzey kısmında birer pencere yer alır. Batı
yönündeki pencere oldukça süslemelidir.
FETHİYE
CAMİİ (1116)
Bizans
İmparatoru Phocas'ın kızı Helena, VII. yüzyıl'ın ilk
yarısında buraya bir kilise yaptırır. 1116 yılında
Ankara'dan Amasya valiliğine getirilen Danişmedli Fetih
Gazi, kiliseyi camiye çevirterek kendi adını verir. Cami
daha sonra çeşitli onarımlar gördü. 1884 yılında yapılan
onarımda bir minare eklendi. 1939 depreminde büyük hasar
gördü. 1956 yılında tekrar onarıldı ve ibadete açıldı.
GÜMÜŞLÜ
CAMİİ (1326)
Yavuz
Selim Meydanındadır. Gümüşlü Camii'nin ilk yapılışı
İlhanlıların Amasya'ya hakim oldukları döneme rastlar. Ahşap
çatılı camiyi 1326'da Tâceddin Mahmud Çelebi yaptırmıştır.
Geçirdiği depremlerden sonra bir kaç kez onarım görmüştür.
Kare planlı cami kesme taştan yapılmıştır. Son cemaat yeri
ahşap direklidir. Beden duvarları üzerinde mekanı örten
kubbeyi dış tesirlerden korumak amacı ile kiremitli bir çatı
yapılmıştır. Caminin kuzey batı köşesinde kesme taş kaide
üzerinde silindirik minaresi yükselir.
ÇİLEHANE
CAMİİ (1413)
Çilehane
Mahallesi'nde Pirler Parkı karşısındadır. Çelebi Mehmed'in
emirlerinden Yakup Paşa 1413'te yaptırmıştır. Duvarları
moloz taş ve tuğla karışımıdır. Tekke ve cami olarak iki
bölümden oluşur. Batı kapısından girilince, sağda cami ve
çile odaları; solda ise Aşağı'da pirler Türbesi ve Halveti
Tekkesi bulunur. Tuğla ve taş karışımı minaresi tek
şerefelidir. Cami ve Tekkeyi büyük bir kubbe örter.
BAYEZİDPAŞA CAMİİ (1414)
Amasya Emiri
Bayezid Paşa tarafından 1414 yılında yaptırılmıştır.
Yeşilırmak kenarındadır. Ters T plan şemasın sahip, zaviyeli
camilerdendir. Son cemaat yerini çevreleyen mermer
üzerindeki geometrik süslemeler, en belirgin
özelliklerindendir.
YÖRGÜÇPAŞA CAMİİ (1428)
Gökmedrese
Mahallesi'nde Yeşilırmak kenarındadır. Yörgüç Paşa
tarafından yaptırılmıştır. Yan mekanlı cami plan şemasına
göre inşa edilmiştir. Eserin dış duvarları kesme taştandır.
Duvarlarda ve pencere kemerlerinde yer yer kırmızı ve beyaz
mermer kullanılmak suretiyle yapıya cazip bir görünüş
kazandırılmıştır. Plan şemasındaki ilginç bir özellik de son
cemaat yerinin caminin ana mekanına dahil edilmiş olmasıdır.
Caminin kuzeydoğu köşesindeki çatı üzerine ahşap bir minare
yapılmıştır.
MEHMET
PAŞA CAMİİ (1486)
Sultan
II. Bayezid'in emri üzerinde veziri Mehmet Paşa tarafından
1486 yılında yaptırılmıştır. Ters "T" planlıdır. Kuzey
cephesinde, yedi sütun tarafından desteklenen ve altı adet
kubbe ile örtülü olan bir son cemaat yeri vardır. Sade
mimarisinin aksine, mermerden yapılmış olan minberi, Türk
mermer işçiliğinin en nadide örneklerinden biridir. Minber
kıvrak dal ve yaprak motifleri ile süslenmiştir.
HATUNİYE
CAMİİ (1510)
Hatuniye
Mahallesindedir. Şehzade Ahmet'in annesi Bülbül Hatun
tarafından yaptırılmıştır. Cami dikdörtgen plana göre
yapılmıştır. Orta kısımda bulunan iki payenin duvarlarla
birleştirilmesi sonucunda, iç mekan altı bölüme ayrılmıştır.
Yan yana iki kubbenin örttüğü orta bölüm, yanlara göre daha
büyük ve daha yüksektir. Yanlar ise çapraz tonozla
örtülüdür. Son cemaat yerinin de üzeri beş kubbe ile
örtülüdür. Moloz taştan yapılmış olan beden duvarlarının
sadece kuzey cephesi farklı bir görünüşe sahiptir.
ŞİRVANLI
( AZERİLER) CAMİİ (1895)
Karabağlı
Şeyh Hacı Mahmud tarafından, Azerbaycan'ın Şirvan kentinden
toplanan yardımlarla yapımına 1876 yılında başlanmış,
1895'te bitirilmiştir. Kare planlı caminin kuzey cephesinde
dört sütunlu ve üç kemerli son cemaat yeri bulunmaktadır.
İlimizde 19. yy'da barok stilde yapılmış tek cami olması
bakımından ayrıca önem taşımaktadır.